Friday, August 25, 2006

Meşru Ticaret, Meşru Tüketim...


Üstad miguel_lienzo ile bir süredir aklımızı kurcalayan, asabımızı bozan bir mevzu var. Para kazanmanın ve harcamanın yöntemleri hakkında bu mevzu. İnsanların nasıl para kazanmayı ve harcamayı meşru gördüğüyle ilgili.

Üstteki resim OTOPAN isimli gemiye ait. Bu gemi dünyanın pis işlerini en ucuza yapan ülkelerden Hindistan'ın bile kabul etmediği bir gemi. Nedeni ise her türlü standart'ın üstünde miktarda asbest içermesi.

Bu gemi Türkiye'de, İzmir Aliağa'daki Şimşekler tersanesinde sökülecekti. Fakat son dakikada pek çok sivil insiyatifin koordine çalışması ile söküm engellendi. Gemi Türk karasularından çıkartılacak. ("Peki sonra ne olacak?" derseniz, onu kimse bilmiyor. Ama benim tahminim Afrikada, diktatörlükle yönetilen bir ülkede gemi parçalanacak ve dünyaya inecek olan tekme sadece biraz gecikmiş olarak, Türkiye dışında bir yere inecektir.)

Peki tüm bunların başta girizgah yaptığım mevzuyla alakası nedir?

Osman Şimşek Şimşekler tersanesinin sahibi. Ve OTOPAN isimli gemiyi satın almak için 2 milyon dolar, çektirmek için de 500 bin dolar harcamış. Osman Şimşek "Biz bakanlığın ithalat iznine göre bu gemiyi aldık. Karar, sektöre büyük bir darbe. Zararımızın hesabını her türlü soracağız" demiş.

Bir tüccar iki buçuk milyon dolara temin ettiği bir mal hakkında bilgi sahibi olmalıdır gibi geliyor bana. Hollanda'nın ve Hindista'nın gemiyi reddettiğini, bunun nedeninin ise hem çevreye hem de insan sağlığına doğrudan zarar veren asbest olduğunu bilmeli gibi geliyor.

Bakanlıklar pek çok şeye izin verir. Bakanlıklar benim gidip marketlerden yüzlerce litre klorak almama izin verir. Bakanlıklar benim o klorakla ne yaptığıma da karışmazlar. Ben her gün tuvalete beş şişe klorak döksem bakanlıkların ruhu bile duymaz, duysa bile umurunda olmaz. Ama benim o klorakları kanalizasyona ve dolayısıyla denize göndermiyor olmamın bir nedeni var. Biz buna halk arasında "AHLAK" diyoruz.

Yasaların içinde kalan alan çok geniştir. Dışına çıkmadan çeşit çeşit yaşamamıza izin verir. Bu çeşitlerden bazıları ahlaksız ya da müsrif olabilir. "Diğeri" olana zarar vermenin gayet dolaylı ve geniş kitlelerce kabul edilebilen yöntemleri mevcuttur. 3 kişilik bir ailenin 4 adet arabaya sahip olması, kahvaltı yapmak için yurtdışına çıkıp brunch vaktinde memlekete dönmek gibi medya ve hatta halk tarafından yüceltilen aktiviteler, asbest gibi doğrudan zarar vermese de uranyum kaplı mermi gibi uzun vadede sinsi bir toplumsal radyoaktivite yayar.

İster kahraman olun, ister kaçakçı, ister bir memleketi yöneten olun, ister en altta ezilen bilmeniz gereken bir şey var. Artık eskisinden çok daha fazla tarihçi var. Blog denilen meret benim gibi dili uzunların kafaya taktığı adamı kayda geçirip, rezilliğini ifşa etmesine çok ama çok yardımcı oluyor.

Göbeğimi kaşıyarak...

No comments: